Online E-Devlet Hizmetleri
Devletim.com
TC Kimlik No
Vergi Kimlik No
ÖSYM Sonuçları

Öğrenirken Eğlenelim mi?

:)..MUHASEBE DERSLERİ VE SORULAR İÇİN www.muhasebedersi.blogcu.com ADRESİNE BEKLERİZ.

4/4/2008 - EĞİTİMSİZLİĞİN SONU

Kategori: egitim


Soru: Neden Müslümanlar bu kadar güçsüzdür?
Cevap: Yanlış Eğitim veya Sıfır Eğitim
(Din Eksenli, Sorgusuz, Araştırmasız, Ezberci)
Gezegenimizde yaklaşık 1 476 233 470 Müslüman
yaşamaktadır. Asya'da 1 milyar, 400 milyon Afrika'da,
44 milyon Avrupa'da, ve 6 milyon Amerika kıtasında.
Toplam dünya nüfusu içinde her beş kişiden biri
müslümandır. Her bir Hindu'ya iki müslüman
düşmektedir, her bir Budist'e karşılık iki müslüman
vardır ve her bir Yahudi'ye karşılık 100 adet Müslüman
bulunmaktadır.
Neden Müslümanların bu kadar kalabalığa rağmen
Neden güçsüz olduklarını hiç merak ettiniz mi ?

Nedeni şudur :

İslam Konferansı Örgütü'nün ( OIC ) 57 üyesi ülkelerin
tümünde 500 adet üniversite bulunmaktadır ve
üniversite başına üç milyon Müslüman düşmektedir.
Sadece ABD'de 5758 üniversite vardır.
2004 yılında Shanghai Jiao Tong Üniversitesi " Dünya
Üniversitelerinin Akademik Değer Listesi" hazırlamış
ve ilginçtir ki Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerin hiç
birinden ilk 500 e giren üniversite yoktur.
UNDP tarafından toplanan verilere göre Hristiyan
dünyasında okuma-yazma bilenlerin oranı neredeyse % 90
ve bunlardan 15 Hristiyan çoğunluğa sahip ülkede
okuma-yazma oranı % 100 dür.
Müslüman dünyasında buna çok zıt bir durum olarak bir
ülkenin okuma-yazma oranı oranı yaklaşık % 40 olup,
% 100 okur-yazar oranına sahip bir Müslüman ülke yoktur.
Hristiyan dünyasındaki "okur-yazar" ın % 98 i
ilkokulu bitirmişken, Müslüman dünyasında bu oran % 50
dir. Hristiyan dünyadaki okur-yazar ların % 40 ı
üniversite mezunudur ve bu oran Müslüman dünyasında %
2 'yi geçememektedir.
Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerdeki toplam bilim
adamı sayısı 230 olup her bilim adamına düşen Müslüman
sayısı 1 milyon kişidir. ABD her 1 milyon Amerikalıya
karşılık yaklaşık 4000 bilim adamına, Japonya 5000 bilim
adamına sahiptir.
Tüm Arap dünyasındaki tam -zamanlı çalışan araştırmacı
sayısı 35 000 kişidir ve her bir milyon Arap nüfusa
50 teknisyen düşmektedir. ( Bu sayı Hristiyan
dünyasında bir milyon kişiye 1000 teknisyendir. ) Ek
olarak İslam dünyası gayrı safi milli hasılasının
yalnızca % 0.2 sini araştırma- geliştirme bütçesi
olarak ayırmaktayken Hristiyan dünyası % 5 oranında
araştırma-geliştirme fonu ayırmaktadır.

Sonuç: İslam dünyası bilgi üretebilecek kapasiteden
yoksundur.
1000 kişiye düşen günlük gazete sayısı ve bir milyon
kişiye düşen kitap çeşidi bilginin toplum içine
yayılıp yayılmadığının iki önemli göstergesidir.
Pakistan'da 1000 kişiye 23 günlük gazete düşerken bu
sayı Singapur'da 360 dır.
İngiltere'de her 1000 stand için 2000 çeşit kitap
bulunurken, Mısır'da kitap çeşidi 20 dir.

Sonuç: İslam dünyası bilgi yayılmasını
gerçekleştirmekte başarısızdır.
Bilgi uygulamasının önemli göstergelerinden biri ileri
teknoloji ihracatının toplam ihracat içindeki
oranıdır.

Pakistan'ın ileri teknoloji ihracatının toplam
ihracatın içindeki oran % 1, Suudi Arabistan’ın % 0.3,
Kuveyt, Fas, ve Cezayir’in aynı şekilde % 0.3 tür.
Singapur'da bu oran % 58 'dir.

Sonuç: İslam Dünyası bilgi uygulamasını
gerçekleştirememektedir
Neden Müslümanlar güçsüzdür ?
Çünkü bilgi üretmiyoruz.

Neden Müslümanlar güçsüzdür ?
Çünkü bilgiyi yayamıyoruz.

Neden Müslümanlar güçsüzdür ?
Çünkü bilgiyi uygulamıyoruz.
ve gelecek bilgi- temelli toplumlara aittir.
İlginçtir, OIC üyesi 57 ülkenin gayrı safi milli
hasılalarının toplamı 2 trilyon doların altındadır.
ABD, tek başına 12 trilyon dolar değerinde mal ve
hizmet üretmekte, Çin 8 trilyon dolar, Japonya 3.8
trilyon dolar ve Almanya 2.4 trilyon dolarlık üretim
yapmaktadır.
( Satın alma gücü eşitlenerek hesaplama yapılmıştır. )
Petrol zengini Suudi Arabistan, Birleşik Arap
Emirlikleri, Kuveyt ve Katar hep birlikte 500 milyar
dolarlık mal ve hizmet üretmektedirler ve bunların
çoğu petroldür.
Mal ve hizmet üretimi İspanya'da 1 trilyon doların
üzerindedir. Katolik Polonya 489 milyar dolarlık
mal ve hizmet üretimi gerçekleşmektedir. Budist
Tayland 545 trilyon dolar değerinde mal ve hizmet
üretimi yapmaktadır.
İslam Dünyasının gayrı safi milli hasılasının tüm
dünya gayrı safi milli hasılası içindeki oranı hızla
azalmaktadır.
O halde Müslümanlar neden bu kadar güçsüzdür ?
Cevap: Eğitim Yoksunluğu
Tam anlamıyla söylersek kaliteli eğitim yoksunluğu.
Çok kesin biçimde söylersek akılcı olmayan, din eksenli ve
çağdışı eğitim.

Dr.Faruk Saleem
Yazar, İslamabad

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/3/2008 - ELLERİNİZ SİZİ ANLATIYOR

Kategori: yasam

İŞTE ELLERİN ANLATTIKLARI

AÇIK ELLER

Olduğu gibi görünmekten hoşlanan insanlar genellikle ellerini açık tutarlar. Çok cömerttirler. Bu kişiler sır saklamasını bilmezler.

KAPALI ELLER

Otururken avuçları gözükmeyen, yani yumruk yapılmış ellerin sahibi, hayatlarına dair her şeyi gizlemeyi tercih ederler. Hatta bazı düşüncelerini kendilerine bile itiraf edemezler. Gizlilik içinde hareket etmeyi seven bu kişiler, paraya da çok önem verirler. Bu yüzden cimri oldukları da söylenebilirler.

YARI AÇIK ELLER

Otururken ya da konuşurken ellerini yarı açık tutan insanlar, en güvenilir insanlardır. Sır saklamasını iyi bilen bu grup, her insanla rahat ilişki kurabilirler. Ne cimridir ne de yeterince cömerttirler.

CEPTEKİ ELLER

Ellerini cepte tutan insanlar, anlatmak istediklerini bir türlü anlatamayan insanlardır. Genellikle bulundukları yerden rahatsızlıklarını elleriyle dile getirirler. Korkularını dışa vurmak istemezler. Tedirgindirler.

HAREKETSİZ ELLER

Bazen insanlar, elleri yokmuş gibi davranarak hiç hareket ettirmezler. Bu tip elleri gördüğünüzde sahibinin dalgın, kendi başına karar veremeyen kişilik yapısına sahip olduğunu söyleyebilirsiniz. <****** type=text/**********>changeTarget(document.getElementById("news_content"))

Kaynak:
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/3/2008 - İRANLI FELSEFE ÖĞRETMENİNİN TÜRK HALKINA MEKTUBU

Kategori: yasam
Türk dostu ve Atatürk hayranı İran'lı felsefe öğretmeni

Geçenlerde, "Türk dostu ve Atatürk hayranı, halen ABD'de yaşayan ve kız kardeşi İran Mollaları tarafından katledilen bir İran'lı Felsefe Öğretmeninin Türkiye'de ki çağdaş ve Atatürkçü insanlara yazdığı bu mektubu lütfen dikkatlice ve sonuna kadar okuyun." şeklinde bir ileti aldım ve okuyunca eğer bu yazılanlar doğru ise gerçekten çok kötü bir tecrübe diye düşündüm. Fakat doğru değilse bile böyle bir seneryonun ülkemizde gerçekleştirilmeye çalışılabileceğini düşündüğümde endişe duydum. İşte bahsettiğim iletiyi hiç bir düzeltme/değişiklik yapmadan bilgilerinize sunuyorum.


Sevgili Türkiye'deki dostlarım ve kardeşlerim,


Devrim sırasında devrim muhafızları tarafından önce tecavüz edilip, daha sonrada ipe gönderilen çok sevgili kız kardeşim Mehtab'ın anısına...

Bu mektubu sizlere yazmamdaki neden bizim 30 sene kadar önce yaşadığımız o talihsiz ve karanlık günün Türkiye için de yaklaşıyor olduğunu görmem ve bundan daha derin olarak kalbimde hissetmem oldu. Türban yasasının mecliste onaylandığı tarihin İran İslam devriminin olduğu güne denk gelmesi kalbimde bunun ilahi bir güçten gelen uyarı fişeği olduğu hislerini uyandırdı ve bu mektubu kaleme almaya karar verdim. Biliyorum hepiniz kalbinizde karanlığın otoritesini hissettiniz. Karanlık otorite gelmeden hissettirdi yaklaştığını.

İran İslam devriminden 1 hafta kadar önce Türkiye'ye gecen, uzun bir sure burada yasayan ve daha sonra Kanada'ya iltica eden ve hâlihazırda bu ülkede felsefe öğretmenliği yapan bir İranlıyım. Atatürk'ün aydınlık Türkiye'sini çok seviyorum ve yüreğim kan ağlayarak İran'da "O gün" gelmeden önceki olayların sanki bir tekrarını sinemada izliyor gibi Türkiye'de görüyorum. Yobaz karanlığında hunharca katledilen kız kardeşim anısına sizlere yalvarıyorum ki, sakin olmaz demeyin! Sakin Türk Ordusu olduğu surece olamaz demeyin çünkü aşağıda anlatacağım gibi o gün geldiğinde tüm orduların eli kolu bağlanabilir. Bizim ailemiz İran'da laik, sol görüşlü ve aydın bir aile idi. Devrimden 1 ay önce bize bile söyleseler idi 1 ay sonra durum bu olacak diye biz bile güler geçerdik, "deli misin?" diye sorardık belki de. Belki de derdik ki "Şah'ın bu güçlü ordusunu nasıl yeneceklerde Şeriat karanlığını getirecekler?".

Sizlere önce Iran İslam devriminin nasıl geliştiğini kısaca anlatmak istiyorum çünkü Türkiye'deki gelişmelerle çok büyük benzerlikler mevcut.


İRAN İSLAM DEVRİMİNİ BAŞARIYA GÖTÜREN AYAKLAR:

1-Büyük kesimi fakirleşen halk dincilerin pençesine düştü. Bu halk yiyecek, giyecek gibi ufak yardımlarla onların safına çekildi. Beyinleri yıkandı ve fakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim olduğu benliklerine yazıldı. Açlıkla boğuşan halk bu cehaletin pençesine kolaylıkla düştü ve rejime düşmanlaştı. (COK FAKIRLESEN TURK HALKINA DA AYNI SEYLER YAPILIYOR)

2-Hep demokrasi ve özgürlük dendi. Humeyni devrimi yapana kadar hep demokrasi ve özgürlük vaat etti. Bu şekilde birçok sol görüşlü insanları da kendi saflarına çekti. Bu insanlar devrim akabinde ipe giden ilk insanlar oldu. (TURKIYE'DE HEP DEMOKRASI VE OZGURLUK DIYORLAR)

3-Emir komuta zincirinde yapılanmış olan din adamları halkı kontrol altına aldı. (BASI ABD'DE YASAYAN MALUM TARIKAT'IN YAPILANMA BICIMI OLAN "ABI" YAPILANMASI BU EMIR KOMUTA SEKLIDIR VE DEVRIMIN EN ONEMLI AYAKLARINDAN BIRISI BU EMIR KOMUTA YAPILANMASIDIR. BU EMIR KOMUTA YAPILANMASI DEVRIMIN HALK ORDUSUDUR VE DEVRIM SIRASINDA BU EMIR KOMUTA COK KISA ZAMANDA COK BUYUK KITLELERE EGEMEN OLUR.)

4-Kargaşa ve kaos ortamında askeri Kışlalar basildi. Ellerinde Kur'an ile kışlalar ele geçirildi. (BU AYAGA COK DIKKAT EDELIM CUNKI DEVRIM SIRASINDA TURK SILAHLI KUVVETLERINI ELE GECIRMENIN EN ANAHTAR AYAGI BUDUR.)



Türk silahlı kuvvetleri bildiğim kadarı ile 600-800,000 kişiden oluşan bir kuvvettir. Yalnız unutulmaması gereken gerçek bu ordunun ancak %0,1(Binde Bir) lik bir bolumu rejimin muhafızıdır. Yani Harp okullarında eğitim görmüş subaylar ancak bu kadardır. Geri kalan %99.99 er rejim muhafızı değildir. Onlar emirlere göre hareket eden vücut parçalarıdır. Beyin olan ise az sayıdaki subaylardır. Iran devriminde kargaşa ve kaos ortamında kışlaları basan yobazların ellerinde Kur'an ile erleri geçerek direnen subay ve komutanları katlettiler. Burada kilit nokta ellerinde Kur'an ile harekete gecen büyük halk kitlelerine karşı erlerin silah kullanmakta zorlanacağı gerçeğidir. Zaten kullansalar bile cahil ve beyni yıkanmış halk öyle bir kudretle kışlalara saldırmıştır ki sonunda kışlalar teslim alınmıştır. O askerin açtığı ateş sonucu halktan çok ölen olmuştur ama sonuçta bir noktada erler silah bırakmak durumunda kalmışlardır. Erin kendi başına alacağı savaş inisiyatifi düşmana karşıdır. Ama büyük kitleler halinde ve ellerinde kuranlarla üzerine gelen kendi halkına karşı bu kararlılığı göstermesi mümkün olamaz. Yani er buna bir noktadan sonra direnmez yâda direnemez. Çünkü o er karşısındakinin karanlık bir devrim yapacak olan insanlar olduğunu bilecek bilinçte de değildir, kaybedeceği aydınlığın ne olduğunu da. Bunu bilecek olan sadece subaylardır. Ve kanlarının son damlasına kadar savaşacak olanlarda bu konuda aydınlanmış Türk subaylarıdır. Ama yukarda bahsettiğim üzere onlar ordunun sadece ve sadece en fazla binde birini teşkil ederler. Yani devrimin asil savunucusu Türk ordusunun tümü değildir, sadece subay kademesidir ve erlerin durduğu ve etkisizleştirildiği noktada o subay kademesinin yok edilmesi kolay olacaktır. İran'da ordu bu şekilde etkisiz hale getirilmiştir. "Er düşman işgali durumunda durmaz ve etkisizleştirilemez, sonuna kadar da savaşır, ama büyük bir kudretle gelen kendi halkı karşısında durabilir."

Şu aşamada aldıkları bu büyük ivme ve arkalarındaki çok büyük güçler ile onları normal yollardan durdurmak çok zor olacaktır. Ve bunların durdurulmadan hareket edeceği her gün ivme ve güçlerini artıracak ve isi zorlaştıracaktır. Silahlı kuvvetler ne kadar erken hareket ederse o kadar iyi olur. Sonra geç olabilir. Silahlı kuvvetlerin su veya bu neden ile eli kolu bağlı ise ki öyle görünüyor bu durumda silahlı kuvvetler "O GUN" geldiğinde kışlarını nasıl muhafaza edeceğinin planını çok iyi yapmalıdır. Çünkü kilit bu noktadır. Silahlı kuvvetler etkisiz hale getirilemedigi müddetçe devrim başarıya ulaşamaz. Bu nedenle her askeri kışlaya normal erlerin haricinde kışlaları kanının son damlasına kadar savunacak "OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI" oluşturulmalı ve bunların böyle büyük bir halk hareketine karşı erlerden önce devreye girip, erler şaşkınlıklarını üzerlerinden atana kadar çatışmaya girmeleri sağlanmalı ve burada kazanılacak vakit ile gerideki subaylar erlerin dağılmasının önüne geçmelidir. Yani ordunun esas gücü ve gövdesi olan erlerin kontrolü kesinlikle kaybedilmemelidir. Iran ordusunun böyle bir hazırlığı olmadığı için gafil avlandı.

Oluşturulacak olan "OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI" yobazlar ile çatışırken, erlerde üzerlerindeki şaşkınlığı atacaklar ve subayların organizasyonu ile çatışmalara destek vereceklerdir. Oluşturulacak "OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI" çok özel eğitilmeli ve de Atatürk'e ve devrimlerine cani pahasına savunacak şekilde inanmış olmalıdırlar. Aksi halde basarîsizlik kaçınılmazdır. Çünkü en son Lübnan'da gördüğümüz üzere davasına inanmış bir kaç yüz Hizbullah Militanı dünyanın en iyi ordularından birisi olan İsrail ordusunu ağır zayiatlarla yenilgiye uğrattı.

Sevgili dostlar ve kardeşler, elimden geldiğince sizleri bilgilendirmeye çalıştım çünkü aydınlığı savunmak durumunda olan sizler İran'ın geçtiği bu karanlık tüneli anlamak durumundasınız. İran'ın bu acı tecrübesi sizlerin uyanık olması için bir şans olur umarım.

Aşağıdaki birinci linkte İran'ın devrimin hemen öncesi görüntüleri ile hemen sonrası görüntülerini bulacaksınız. Orada göreceğiniz üzere Iran devrim öncesi belki su anki Türkiye'den bile daha modern. Yani olmaz, olmaz demeyin. İkinci linkte ise Devrim lideri Humeyni'ye kadınların şiir okuması. O linki vermemin nedeni ise o koltukta bir gün bugün ABD'de ikamet eden malum cemaatin başı olan şahsın oturabileceği ihtimalidir. Acı ama sanki tarih tekerrür ediyor.

http://www.youtube.com/watch?v=Gj1rSmQ5kvg
http://www.youtube.com/watch?v=rO2rf8KPacI

Benim çok sevgili kız kardeşim Mehtab anısına yapabileceğim bu kadar. Elimden geldiğince sizleri bilgilendirmeye çalıştım. Ama sizin geride kalan, aydınlık yarınlar bekleyen kızlarınız, kardeşleriniz, çocuklarınız ve Mehtab'lariniz için yapabileceğiniz çok şeyler var karanlık "O Gün" çökmeden önce Atatürk Turkiye'si ne... Yapabileceğiniz ilk şey bu mektubu bildiğiniz, tanıdığınız insanlara ulaştırarak daha fazla insani uyandırmak olabilir. O acı çok büyük acı sevgili kardeşler, anlatmak istemiyorum içinizi karartmamak için ama sevgili kardeşim Mehtab keşke bu dünyaya gelmemiş olsa idi de "O gün" o acı sonu yaşamamış olsa idi o karanlık ve pis yobaz şehvetinin pençesinde. Allah sizleri ve Atatürk Türkiyesini korusun o yobaz karanlığının sevgili kardeşim Mehtab'a gösterdiği acı sondan. Anlatamıyorum onu yobazların nasıl katlettiğini, elim varmıyor yazmaya, dilim gitmiyor anlatmaya....


Mohsen Yazd
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/3/2008 - .

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/3/2008 - BAHAR GELMİŞ

Kategori: siir

Bahar gelmiş uyuyorlar

yalnız  doğa uyanışta.

Uyanan hala azınlıkta,

uyu uyu büyü halkım.

 

Bahar gelmiş, bana ne

örtmüşler zihinleri

bahar değmez saçlara

uyu uyu büyü halkım.

 

bahar yorgunumusun

parıldamıyor gözler

sanki uyku mahmurluğu

uyu uyu büyü halkım.

 

yeşil çimenler üzerinde

filler tepiniyor, yine otlar

ezilmekte,

uyu uyu büyü halkım.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/3/2008 - KISA MESAJ

En az üç çocuk doğrun

Bu telefon mesajı değil,

Bu benim kadınlar gününde koskoca başbakandan aldığım mesaj

Demokrasilerde herhalde mesaja karşı  mesaj çekme  hakkımız vardır

diyor ve şu kısa mesajı yazıyorum.

 

Nice 100 milyonluk ülke bugün  4 milyonluk Norveç önünde nal topluyor...

Kalabalık Arap ülkelerinin 3 milyonluk İsrail önünde nal topladığı gibi...

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/3/2008 - 8 MART

 

Töre kurbanı Yasemin'in mezar taşında yazanlar. Babası tarafından eşinden ayrılmak istediği için

öldürülen Yasemin'in mezar taşı sanırım bize çok şey anlatıyor.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/3/2008 - 8 MART

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN!...

DAHA EŞİT BİR DÜNYA DAHA MUTLU KADINLAR...

DAHA ÖZGÜR BİR DÜNYA DAHA MUTLU KADINLAR...

EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET.....

KADINLARI KORUNMAYA MUHTAÇ DURUMA DÜŞÜRÜP, ONLARI KORUYORUZ

DİYE KONUŞAN ERKEKLERE YAZIKLAR OLSUN.

TÖRE DİYE DİYE, NAMUS DİYE DİYE KATLEDEN KATİLLERE YAZIKLAR OLSUN..

BERDEL DENEN AHLAKSIZLIĞA GÖZ YUMANLARA YAZIKLAR OLSUN..

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/2/2008 - KOMİK

Kategori: mizah

Sanayiciler ekonomi için acil önlem istemişler.

İlla bir tarafımız açık kalacak.

Kadının başını kapatalım derken, ekonominin kıçı açıldı demek!

 


 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

:)..BİLGİ PAYLAŞTIKÇA ÇOĞALIR..HOŞ GELDİNİZ.:)..

MUHASEBEDERSİ SİTEM

VİDEOLAR

GÖRÜNTÜLÜ BİLGİSAYAR DONANIM DERSİ

BİLGİSAYAR MONTAJ

BİLGİSAYAR PARÇALARI

BİLGİSAYAR TEKNİK ELEMANI

BİLGİSAYAR KABLOLARININ TAKILMASI

TV'de Bugün

Hakkımda

Bir Muhasebe Öğretmeni Sitesidir. Tüm Dost ve Dost olmayanlara Selam olsun.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

MUHASEBE DERSLERİ
KURBAĞA OYUNU
EĞİTİM İŞ
BÜTÜN DÜNYA
BİLİM VE GELECEK
GERÇEK GÜNDEM
Günlük Burç


  • bilim
  • edebiyat
  • egitim
  • haber
  • kadin
  • kitap
  • mizah
  • muzik
  • saglik
  • siir
  • TEKNOLOJIHABER
  • video
  • yasam
  • Arkadaşlar

    Free Cell Phones
    Wirefly
    POLYANNA
    toplumvetarih
    birseyvar
    sinemiscan
    elvandursunoglu
    huzundas
    semanuryuruk
    pinartasci
    erbil333
    nilgulacti
    muhasebedersi
    sevdalibulut
    sultanbora
    sargon
    bilgisayardoktorum
    mehmetahmetgenc
    dr34m
    kitapnehri
    teknolojihaber
    kerrar
    umutkuslari
    SiteniEkle.NET - PaylasimTurkey.Com UzmanWeb.Net Toplist